Pages

28.1.12

Dankek - Havuçlu Tarçınlı

Bu kek şu zamana kadar yediğim en başarılı hazır kek olabilir. Ben de birçokları gibi Issız Adam'dan sonra havuçlu tarçınlı kekin müptelası oldum. Normalde Portakal Ağacı'nın şu tarifinden de sık sık yapar afiyetle yerim ama üşendiğimde kurtarıcım kesinlikle Ülker bundan böyle. Hatta misafir geldiğinde bile "minik muffin kalıplarında yaptım" diye ikram edilebilir. :)

resim kaynak: ulker.com.tr

27.1.12

Freeman & Trendyol

Geçen haftalarda ilk kez Trendyol'dan alışveriş yaptım. Freeman kampanyasından vücut peeling'i ve ayak peeling'i aldım. Daha önce vücut ve ayak için hiç peeling kullanmamıştım.Styleboom 'uyılbaşı videosunda vücut peeling'inin önemini anlatırken izledikten sonra almamak olmazdı. :)


Vücut peeling'i çok güzel vanilya kokuyor. Hatta kokusu o kadar hoşuma gitti ki nemlendirici kullanmadım duştan sonra. Bilemedim hata mı ettim? :) Ölü derileri aldı götürdü bir güzel.

Ama esas bayıldığım ayak peeling'i oldu. Yok böyle bir etki. Gerçekten muhteşem! Tek kullanışta yumuşacık yaptı ve duştan sonra da vazelinleyip çorapla uyuyunca süper oldu. Bundan sonra asla bırakmam ayak peeling'ini!

Bu arada Freeman markasını da tavsiye ediyorum. Çok güzel kokuyor ürünler. Kampanyada bulursam başka ürünlerini de deneyeceğim.

resim kaynak: fishpond.com.au

4.1.12

2012

Düzenli olarak blog tutanlara imreniyorum. Keşke ben de yapabilsem... (vol.39494)

2012'ye girmeden wishlist mi desem beklentilerimi yazmak mı desem öyle birşey yapacaktım o bile gördüğünüz üzere yeni yılın 5. gününe kaldı. Ama gayretliyim bakın vazgeçmedim hehe :) 2012 benim için aksiliklerle başladı. Hani hep böyle gidecekse başlamasa daha iyiydi. Kalsaydım ben 2011'de.

Şu 2 hafta final haftam. Pazartesi günü vizesi kötü, geçmesi muğlak bir sınavım vardı. Cumartesi günü pazartesi teslim edilmek üzere yazdığım 11 sayfalık ödevimi kardeşim kontrol etmek amacıyla kendi bilgisayarına taktı. Gidiş o gidiş. Bilgisayarda virüs varmış, usb'imin içindeki herşey silindi. Ben tabiki neye şaşıracağıma şaşırarak 11 sayfayı tekrar yazmaya kalktım. Pazartesi sabah 5'e kadar uğraştıysam da bitiremedim. Aynı gün sınavım da olduğu için "yatıp uyuyayım da 2 saat 7'de kalkar çalışırım sınava" dedim ve 7'ye 4 alarm kurarak uyudum. Uyandığımda (anne içgüdüsü annem telefon ederek uyandırdı) saat 12:22 idi!!!!! Sınavım 13:00'te idi ve ben ne giydiğime bile bakmadan bir yandan çalışamadığımdan dersten kalacağım için ağlamaklı evden fırladım, okula gittim. Asistanları bir süre telaşa soktum. Sağolsunlar bana hocamla konuşmam için kolaylık sağladılar. Hocama durumu anlattım. O da rapor alabilirsem telafi sınavı yapabileceğini söyledi. O gün biraz uğraşla rapor alabildim ve önümüzdeki haftalarda telafi sınavına gireceğim. Ucuz atlattım, çok şükür. (Aslında hocalar finalde asla kolaylık sağlamazlar ama ben 2. sınıftayım ve bütün hocalarım beni tanıyor. Bugüne kadar beni öyle ağlamaklı ve kötü görmedikleri için zor durumda olduğumu anlayıp yardım etmek istediler. Normalde dünyanın en soğukkanlı insanı olduğum için. :))

Bu faciayı atlattıktan sonra 11 sayfalık raporu hala bitiremedim tabiki. Tekrar yazıyor olmak feci zorluyor. "bunu yazdım mı acaba?" ay kendimi tekrar mı ediyorum ki?" stresi kafayı çizdiriyor. Bugün hocamla konuşup önümüzdeki pazartesiye kadar müddet istedim. Sağolsun ödevimin silinmiş olması!!! ekstremliğinden ötürü tolerans gösterdi.

Dün akşam yine lanetli rapordan dolayı sabah 5'te uyudum. 10'da vizeden sonra hiçbir dersine gitmediğim ve hiçbir fikrim olmayan istatistik sınavım vardı. Yine klasik olarak 7'de kalkar çalışırım taktiğine geçip uyudum. Anneme de beni en kötü ihtimalle uyuyakalırsam 9'da uyandırması için tembihledim. Annem tam 6 kez aramış ve hiçbirini duymamışım. Uyandığımda saat 9:37 idi!!! Yine uçarak evden çıkarak tam 10'da sınav salonunda olmayı başardım ama hiç çalışamamıştım ve SPSS programına, istatistiğe dair en ufak bir fikrim yoktu. Bugün Facebook'ta ve Twitter'da yazdığım gibi 2012'de resmen ek kontenjandan yaşıyorum. Bugün de kadro varmış heralde ki :)))) adam notlarımız açık sınav yaptı ve arkadaşımdan aldığım notlardan bütün sınavı kafa yorarak, çıkarımlar yaparak tamamladım.

Bu belayı da savdım üzerimden bakalım sırada ne var? Hiçbir şey olmaması dileğim tabiki de ama o kadar stresli günler geçti ki bir sonraki güne uyanmaktan(???) resmen korkar oldum.

Herşeye rağmen ümidimi koruyorum ve 2012'den isteklerim var. Baya yüzsüz çıktım ben :)

*2011'in son çeyreğinde leyleği resmen havada gördüm. Gerek yurtiçi gerek yurtdışı kendimce güzel seyahat ettim. (Van depremi çok sevimli olmasa da...) 2012'de de leyleği hep havada görmek istiyorum. Çokça fırsatlarım olsun ve bunları gole çevirmek için param ve zamanım da elbette. :)

*Son zamanlarda çok boşladığım taraftarlık ruhumu canlandırmak istiyorum. 2 sene önce ne güzeldi voleybol, basketbol da dahil her maça giderdim.

*Seyahatlerle sarsılan bütçem 2012'de kendine gelsin lütfen. Daha çok bahis oynayayım, daha çok kazanayım ya da :)

*Derslerime devam etme sıkıntıma bir an önce çözümler üretebileyim. Derse gitme şevki gelsin. Düzenli bir uykuya geçebileyim mesela...

*Sürekli kitap alışverişi yapmak yerine biraz da stoğu eritme adına somut girişimlerde bulunabileyim.

*Aşık olayım, aşk olsun. Ama sevgilim olmasın. :) Çünkü şu yukarıda saydıklarım onla olmuyor ne yazık ki. Ben bir ilişki için hazır değilim henüz. Yaşasın özgürlük!!! (ah bu sözleri yutturma bana Tanrı'm!)

*Food Inc. izledikten sonra aldığım Burger King, KFC, Mc Donalds ve bilumum fast food restaurantlarında yemek yememe kararımdan yurtdışında mecbur kalmadıkça dönmeyeyim. Patates tüketimi için çok katı değilim ama etler lütfen hayatımdan çıksın!

*Kilo verme ve spor yapma kararlarım başarıya ulaşsın lütfen. En azından sağlıklı beslenme işini oturtabilsem pek şahane olacak.

*Tüm sevdiklerim çok sağlıklı olsun lütfen! Hastalık onlara uğramasın.

*Sulukule'ye daha çok gidebileyim. Bu dönemki gibi haftada 1 günle sınırlı kalmasın.

*Tez konumu netleştirip araştırmalara ufaktan başlayayım.

*Yüksek lisans yerine istediğim gastronomi okulu için net adımlar atabileyim. En azından net kararlarım olsun.

*Ülkem ileri demokrasi (!!!) diye adım attıkça, batmasın. Mümkünse hiç adım atmasın! N.Ç. davası, tutuklu gazeteciler, futbolda şike yüzünden içeride sağlığını kaybeden yüzlerce insan, namus cinayetleri, kadına şiddet, cinsiyet ayrımcılığı, "BAYAN" kelimesi kullanımı, depremler ve bu yüzden hayatını kaybeden, hayatının yönünü değiştimek zorunda kalan insanlar... olmasın. İnsanlar dili ve ırkı yüzünden benim adıma öldürülmesin! Silahlar sussun. Bu savaş artık son bulsun!
.
.
.

Uzar da gider sanki... En son dileğim de 2013'ü karşılarken bu listeye dönüp üstüne çizebileyim. :)

Herkese çok mutlu ve istediklerinin gerçekleştiği süper bir yıl diliyorum!

14.11.11

Yerin Yurdumdur Van

Kurban Bayramı’nda Van’daydım. Merkezdeki İl Özel İdare’de yardımları paketleyip, çadırkentlere gönderilmek üzere kamyonlara yükledik. Çadırkentte bayramlaştık, bayramlık paketlerden dağıttık. Mültecileri ziyaret ettik. Bozulan elektriklerini tamir ettik. Hiç bilmediğimiz bir dilde onların ihtiyaçlarını anlamaya çalıştık.




Van’ın merkezinde herhangi bir yıkım yok. (5.6’dan önceki manzaradan bahsediyorum.) Ama Erciş diye bir yer de yok. Erciş’te sağlam kalan 2 bina da muhtelemen son artçılarla yerle bir oldu. Kredi Yurtlar Kurumu’nun öğrenci yurdu pasta gibi çökmüş. Aralardan mavi çarşaflar, yataklar sarkıyor.

TEDAŞ binasında oturan Şükran Dağ’ın anlattıkları çok ilginç; “Ben bu binanın 2 katındaki 3 numaralı dairede oturuyorum. Ev sahibiyim, 8 yaşındadır bu bina. Bu binayı mütaahit değil, dört ortak kendileri yapmış. Ben bu evi aldıktan sonra çürük olduğunu öğrendim. Satmak için birçok emlakçıya gittim. Hiçbir emlakçı satışa yanaşmadı. ‘O bina çürük biz kimsenin vebaline girmeyiz’ dediler. Ben deprem anında çocuklarla bahçeye çıkmıştım, o yüzden kurtuldum. Bu binaya iskân raporu veren de şimdi AKP milletvekili olan Fatih Çiftçi’dir. O zaman belediye başkanıydı. Ölenlerin çoğu da binayı yapanların oğlu, gelini, torunlarıdır.”

Atatürk İlköğretim Okulu’nun müdürü Yusuf Bey kırılan kirişleri, yıkılan duvarı gösterip. “Bu gün Milli Eğitim Bakanlığı’ndan mühendisler geldi ve okulda sorun olmadığını ders yapabileceğimizi söyledi. Ben bu okula nasıl öğrenci alayım. Artçı depremler devam ediyor” diyor.

Merkeze, depomuza dönüp 1 gün boyunca yaptığımız erzak poşetlerini alacak kamyonu bekliyoruz, gelmiyor. Biz de Van Belediyesi’nin deposunda çalışan arkadaşlara destek vermeye gidiyoruz. İşte o zaman yardım trajedisinin arkasındakileri görüyoruz. 2 bölümden oluşan çok büyük bir depo. Depremin olduğu ilk zamandan beri gelen yardımlar burada toplanmış daha doğrusu yığılmış. Deponun arkalarına ulaşmak için kendimize zar zor yol açıyoruz. Yığıntı öyle bir halde ki üzerlerinde dolaşıyoruz. Battaniyelerin, halıların, giysilerin altında kalan erzakları çıkarıp ayırmaya çalışıyoruz. Ne yazık ki boşa kürek çekiyoruz. Burası öyle bir hal almış ki yüzlerce insan aylarca düzenli çalışırsa ancak düzenlenir. Ama bu insan gücü ve koordinasyon maalesef Van’da yok. Bu yardımların çürüyeceği besbelli. Önümüzdeki aylarda olmadı önümüzdeki yıllarda Uğur Dündar’ın televizyonlarımıza “skandal” başlığıyla konuk edeceği depodayız muhtemelen.

Van’da her depremzede çadır alamıyor. Eviniz yıkılmadıysa zaten hiç şansınız yok. Kızılay elindeki çadırları bir şekilde dağıtıyor geri kalan çadırlar için depremzedeleri çadır sırasına koyuyor. Eğer şanslıysanız ve sıra gelirse çadır alıyorsunuz. Sıranın neye göre yapıldığı ve nasıl işlediği konusunda ise bir fikrim yok. Bu arada Kızılay çadırı almak demek aynı zamanda yardım almak da demek. Eğer çadırınızın üzerinde Kızılay logosu varsa erzaklar ve diğer yardımlar öncelikli olarak size geliyor. Erciş’te ziyaret ettiğimiz, evinin ortasından fay hattı geçen 8 aylık hamile bir kadın da 3 gün sonra çadır alabildi. Belediye, kriz masası ve valiliğe yaptığımız çeşitli baskılar sonucu. Naylon çadırdaysanız kaderinize teslim oluyorsunuz. Zatürreden ölen 8 yaşındaki Deniz gibi…

Kızılay’ın insanları sıraya koyduğu, beklettiği çadırlar nerede bilmiyoruz ama 5 TL’ye atılan boş sms’lerin, internet sitelerinden yapılan 55 TL’lik erzak paketlerinin hangi ambarda çürüdüğünü ve dağıtılmadığını,


Van Valisi’nin acil yardım çağrıları yaparak istediği gıdaların nerede olduğunu biliyoruz.

Van’ın bundan sonra koordinasyona, giden 7 depo yardımı dağıtacak, ayıracak insanlara çok ihtiyacı var. Bunlar olmazsa… Ne olacağını biliyoruz.

5.11.11

Evin Evimdir Van


Gören, okuyan da sanacak ki seyahat blogu tutuyorum. Nedense bir yerlere giderken yazasım geliyor. Bu sefer önceki gibi eğlence yok. Van'a gidiyorum bayramın ikinci günü. Son günü dönebilmek, az kalıp çok işler yapmak, işe yaramak ümidiyle. Sağlıcakla...

image source: sakaryakampus.com